Bugün benim doğum günüm...
15.10.2012
14.10.2012
![]() |
FIRINDA HAMSİ |
Merhabalar sevgili arkadaşlar, bu güzel ve güneşli pazar gününde eminim keyifler yerindedir.
Bu gün size kısa bir ses verip belki tüm aileniz bir arada iken yapmak isterseniz diye bir de fırında hamsi tarifi vereceğim.
Ben hamsiyi en çok tavada kızartmasıyla seviyorum, anneciğim çiçek gibi diziyor hamsileri tavaya sonra çıtır çıtır sesler eşliğinde ohh mis gibi kızarıyorlar. Tabii kokusu o an çok lezzetli geliyor ama sonra her yeri bolca çamaşır suyundan geçirip temizlemek gerekiyor.
İşte bu durumda hamsileri tava yerine fırında kızartmak devreye giriyor, kokusu o kadar çok çıkıp sizi günlerce yormuyor.
Çocukluğumda annem bir de fırında buğulamasını yapardı ve ben maalesef yiyemezdim, hamsinin buğulanmış hali çocukluğumdan beri midemi bulandırırdı.
Annemin ben de yiyebileyim diye getirdiği çözümlerden biri bu fırında kızartma.
Bu kadar laf söz yeter diyerek hemen pratik tarifine geçiyorum.
Fırında Hamsi
Malzemesi:
1 kilo hamsi
bolca mısır unu
üzerine gezdirmek için zeytinyağı
tuz
Yapılışı:
Hamsileri ayıklayıp bol suyla yıkayalım.
Süzgeçe alıp suyunu süzdürelim, tuzunu ekleyelim.
Fırın tepsisine yağlı kağıt serip hamsileri dizelim.
Üzerine bolca mısır unu serpiştirelim ve zeytinyağını gezdirelim.
180 derece fırında üzerleri kızarana kadar pişirelim.
Ben hamsilerin üzerine bir de patates ve soğan dilimleri diziyorum, böyle de çok lezzetli oluyor.
Ben bunu pişirdiğim akşam çok fazla kızarmasını beklemeden, eşim çok açım deyince çıkarmak zorunda kaldım. Siz biraz daha fazla fırında tutarak kızarmasını sağlayabilirsiniz.
Hadi bakalım yapacak olanlara kolay gelsin. :)
Mutlu pazarlar diliyorum.
11.10.2012
![]() |
DAMLA ÇİKOLATA ve BİTTER MAT FISTIKLI KEK |
Merhabalar efendim.
Sıcağı sıcağına bir postla karşınızdayım.
Bu gün çok yakın bir arkadaşıma davetliydik, epey kalabalık olduğumuz için bir çeşitte ben yapayım ne istersin dedim. O da kek yapmamı istedi.
Düşündüm taşındım acaba ne çeşit yapsam biraz farklı bir şey mi yapsam derken ortaya ordan burdan çokca kafadan atma bir kek çıktı.
Açıkcası tadı konusunda biraz endişelerim vardı, sonuçta klasik kek tarifime biraz farklılıklar katmıştım ve son anda fark ettiğim kabartma tozu eksikliğine de karbonat alternetifini kullanmıştım.
Ama tadına bakan herkes çok beğenip tarifini isteyince içim rahatladı.
Hatta 10-12 yaşlarında ki Nesibecik Fatma ablacım çok güzel olmuş ellerine sağlık, anneme bunun tarifini verir misin beslenme çantama koyar deyince, bu akşam hemen tarifini eklemek istedim.
Yani siz bu tarif için tatlı Nesibe'ye dua edin. :)
Damla çikolata ve mat fıstıklı kek:
Malzemesi:
3 yumurta
1,5 su bardağından biraz fazla şeker
1 çay bardağı sıvıyağ (büyük ajda bardaklarıyla)
1 su bardağı süt (soda veya maden suyu da kullanabilirsiniz)
2 yemek kaşığı buğday nişastası
2 yemek kaşığı kakao
2,5 su bardağı un
1 kabartma tozu
1 vanilya
bolca damla çikolata
bitter mat fıstık
Yapılışı:
Yumurta ve şekeri mikserle 5-10 dakika boyunca çırpın.
Sıvıyağ ve sütü ilave edip çırpmaya devam edin.
Elenmiş un, kakao, nişasta, kabartma tozu, ve vanilyayı ekleyip en düşük ayarda 1-2 dakika çırpın.
Damla çikolataları ekleyip karıştırın.
Kalıbı tereyağ ile yağlayıp, un serpin ve biraz mat fıstık serpiştirin.
Üzerine kek hamurunu boşaltıp 160 veya 180 ısılı fırında pişirin.
- Mat fıstık nedir ?
- Aynı boyda ve yüksek kalitede seçilmiş Antep fıstıklarının konfiseri (ile kaplanması şekliyle meydana gelmiştir.Dekor amaçlı kullanıldığı gibi pasta aralarında da kullanılarak ayrı bir lezzet verir.
Benden bu günlük bu kadar arkadaşlar, yarın sabah yeniden pasta kursum başlıyor.
Haydi kalın sağlıcakla...
10.10.2012
![]() |
YENİDEN MERHABA :) |
1 ay süren bir aradan ve yenileme çalışmalarından sonra yeniden beraberiz.
Bundan sonra özel alan adımız ve yepyeni tasarımımızla karşınızdayım.
Tasarım sevgili arkadaşım değmesin yağlı boya blogunun sahibi Sevgi hanıma ait.
Diyorum ki bu yağlı boya herkese değsin, ben hayalimi anlattım beni sabırla dinledi kahrımı çekti ve sonunda böyle muhteşem bir tasarım çıktı ortaya.
Emeğine sağlık, kendisine çok ama çok teşekkür ediyorum.
Öyle çok hoşuma gitti ki, yeni post girmeyi size ''merhaba ben geldim'' demeyi sabırsızlıkla bekledim.
Ve sonunda yepyeni yüzümüzle siz sevgili takipçilerimle birlikteyim.
Anlatacak yazacak o kadar çok şey var ki...
Bundan sonra sık sık beraber olacağız, yine güzel dost sofralarına konuk olup, hayatı paylaşacağız.
Hadi bakalım ben hazırım ve çok heyecanlıyım...
Siz de benimle yeni dünyamızda yürümeye hazır mısınız ?
Sevgilerimle....
1.09.2012
![]() |
SON ZAMANLARDA... |
Hayat ne kadar da boş...
Bu aralar içimde kocaman bir boşluk var, bir türlü dolduramıyorum...
Rabbime sığınıyorum, ellerimi açıp dualar ediyorum, kendime, sevdiklerime, özellikle sıkıntılarını bildiğim özel dua istiyenlere...
Başka da elimden bir şey gelmiyor...
Uzun bir süredir gribin etkisindeyim, hem alerjik hem de bronşit olduğum için iyileşmem uzun sürüyor, açıkcası kendime de pek bakmıyorum... Sanki canım yansa, içimin yangını hafifleyecek gibi geliyor...
Tövbe ediyorum Rabbime bol bol, isyan etmekten, acizlikten yine Rabbime sığınıyorum...
Ama acizim elimden hiç bir şey gelmiyor ve ben gelip geçen bunca yıla ve önümdeki bilemediğim yıllara gözüm yaşlı bakıyorum...
Sonra dönüp bakıyorum geçen hafta ne çok ölüm haberleri aldık, 3 gün içinde 3 ayrı ölüm...
Her birinin acısı farklı, onların acısına ortak olmaya çalışırken bir yandan da diyorum ki kendime;
-bak çok şükür annen- baban hayatta, eşin gözünün içine bakıyor seni incitmemek için.
Peki öyleyse senin bu yaptığın nedir ?
bu haddini bilmezlik de neyin nesi ?
Bu şükürsüzlüğün ne ?
Tövbe Ya Rabbi...
Ölmekten değil ama ölüm sonrası hesaba çekilmekten korkuyorum...
Onca ölümleri gördükçe yine kendime diyorum ki;
- bak hayat ne kadar da boş..
Bir gün varsın, bir gün sonra ise yoksun...
Şu üç günlük dünya da kalp kırmanın, kendini yıpratmanın ne anlamı var,
Gözlerini kapayıp bu dünyadan ayrıldığınız da yanınıza hiç bir şey götüremiyorsunuz, ne mal, ne mülk, ne para, ne evlat her şey geri de kalıyor.
Öyleyse yanımızda götüremeyeceğimiz şeyler için neden kendimizi yıpratıyoruz ?
En önemlisi sizden geriye sadece yapmış olduğunuz iyilikler hayırlar kalıyor.
Arkanızdan ne iyi adamdı-kadındı, deyip hayr dualar ediyorlar, bol bol arkanızdan dualar okuyorlar...
İşte böyle bir insan olursanız ne mutlu size...
Geriye dönüp ne yazdığımı nasıl yazdığımı okumadan yayınlayacağım bu yazıyı, çünkü biliyorum eğer okursam hemen sileceğim ve sahte gülücükler atmaya devam edeceğim blogumda...
Ama ben de bir insanım zaman zaman gel-gitler yaşıyorum işte...
Her zaman neşeli şeyler bol sohbetli postlar yazamam ki...
Buraya kadar okuduysanız sizlerden dua istirham ediyorum, Rabbim ferahlandırsın inşallah, beni ve sizleri...
Bu aralar içimde kocaman bir boşluk var, bir türlü dolduramıyorum...
Rabbime sığınıyorum, ellerimi açıp dualar ediyorum, kendime, sevdiklerime, özellikle sıkıntılarını bildiğim özel dua istiyenlere...
Başka da elimden bir şey gelmiyor...
Uzun bir süredir gribin etkisindeyim, hem alerjik hem de bronşit olduğum için iyileşmem uzun sürüyor, açıkcası kendime de pek bakmıyorum... Sanki canım yansa, içimin yangını hafifleyecek gibi geliyor...
Tövbe ediyorum Rabbime bol bol, isyan etmekten, acizlikten yine Rabbime sığınıyorum...
Ama acizim elimden hiç bir şey gelmiyor ve ben gelip geçen bunca yıla ve önümdeki bilemediğim yıllara gözüm yaşlı bakıyorum...
Sonra dönüp bakıyorum geçen hafta ne çok ölüm haberleri aldık, 3 gün içinde 3 ayrı ölüm...
Her birinin acısı farklı, onların acısına ortak olmaya çalışırken bir yandan da diyorum ki kendime;
-bak çok şükür annen- baban hayatta, eşin gözünün içine bakıyor seni incitmemek için.
Peki öyleyse senin bu yaptığın nedir ?
bu haddini bilmezlik de neyin nesi ?
Bu şükürsüzlüğün ne ?
Tövbe Ya Rabbi...
Ölmekten değil ama ölüm sonrası hesaba çekilmekten korkuyorum...
Onca ölümleri gördükçe yine kendime diyorum ki;
- bak hayat ne kadar da boş..
Bir gün varsın, bir gün sonra ise yoksun...
Şu üç günlük dünya da kalp kırmanın, kendini yıpratmanın ne anlamı var,
Gözlerini kapayıp bu dünyadan ayrıldığınız da yanınıza hiç bir şey götüremiyorsunuz, ne mal, ne mülk, ne para, ne evlat her şey geri de kalıyor.
Öyleyse yanımızda götüremeyeceğimiz şeyler için neden kendimizi yıpratıyoruz ?
En önemlisi sizden geriye sadece yapmış olduğunuz iyilikler hayırlar kalıyor.
Arkanızdan ne iyi adamdı-kadındı, deyip hayr dualar ediyorlar, bol bol arkanızdan dualar okuyorlar...
İşte böyle bir insan olursanız ne mutlu size...
Geriye dönüp ne yazdığımı nasıl yazdığımı okumadan yayınlayacağım bu yazıyı, çünkü biliyorum eğer okursam hemen sileceğim ve sahte gülücükler atmaya devam edeceğim blogumda...
Ama ben de bir insanım zaman zaman gel-gitler yaşıyorum işte...
Her zaman neşeli şeyler bol sohbetli postlar yazamam ki...
Buraya kadar okuduysanız sizlerden dua istirham ediyorum, Rabbim ferahlandırsın inşallah, beni ve sizleri...
Bulunan dosya içeriğini göster
Yeniden yönlendiriliyor !doctype>
Yeniden yönlendirilmek üzeresiniz
Daha önce burada olan blog artık şu adrestedir: http://www.benimdunyam05.com/google62ffe7153a1bd3ce.html.
Yeniden yönlendirilmek istiyor musunuz?
Bu blog Blogger’da barındırılmıyor ve spam, virüs ve diğer k

